MINI’den kendini aşan konsept

MINI’den kendini aşan konsept

Otomobilin içinde yolcularına adeta ev konforu yaşatmayı hedefleyen ve sunduğu geniş yaşam alanını çevreci bir yaklaşımla birleştiren MINI Vision Urbanaut, #NEXTGen 2020’nin en büyük sürprizlerden biri olarak otomobilseverlerle buluştu.

Çok çeşitli kullanım senaryolarına göre tasarlanan MINI Vision Urbanaut, “Chill”, “Wanderlust” ve “Vibe” isimli üç farklı MINI moduna sahip. “Chill” modu soluklanmaya ve günlük hayatın stresinden uzaklaşmaya odaklanırken, “Wanderlust” yolculuk tutkusunu, “Vibe” ise insanlarla iyi vakit geçirilecek anları merkezine taşıyor.

Toplam uzunluğu 4,46 metreye ulaşan MINI Vision Urbanaut, çeşitli şekillerde kullanılabilen aynı zamanda hareket kolaylığı sağlayan bir iç mekan sunuyor. Bunun için tasarımcılar, dış cepheyi geliştirmeden önce ev mobilyaları, ahşap modeller ve artırılmış gerçeklikten faydalanarak geniş bir iç mekan deneyimi yaratmışlar.

MINI Vision Urbanaut’un iç mekanı, yolculuğa çıkmak için gereken en ideal ortamı sağlarken, seçilen hedefe vardıktan sonra, sadece birkaç basit dokunuşla keyifli bir oturma odasına dönüşebiliyor. Yolcuların, kabine otomobilin yan tarafındaki büyük bir sürgülü kapıdan girdiği otomobilin sürücü tarafında ya da ön yolcu tarafında başka bir kapı yer almıyor.

Oldukça esnek dört koltuk düzeni, Vision Urbanaut’un ferah iç mekanının temelini oluşturuyor. Ön koltuklar arkaya dönebilecek şekilde tasarlanırken, arkadaki geniş koltuk yüzeyi için koltuk arkalıkları manuel olarak hareket ettirilebiliyor. Otomobil hareketsizken, gösterge paneli alçalıyor ve sürücü alanı rahat bir divan haline geliyor. Buna ek olarak, otomobil durduğunda ön cam, balkonda oturuyor hissini verebilmek için yukarı doğru açılabiliyor. Kabinin arka bölümünde yer alan loş ışıklı aydınlatmalı alan ise daha sessiz ve konforlu bir ortam yaratarak, sakin bir köşede günün yorgunluğundan uzaklaşılmasını sağlıyor.

İşleri mümkün olduğunca sadeleştirme ilkesiyle hareket eden tasarımcılar, sezgisel kullanıcı arayüzü çözümleriyle anahtar veya düğmeler gibi konvansiyonel kontrolleri ortadan kaldırarak hem elektronik sistemlere tam uyumlu bir bağlantı sağlıyor hem de minimalist ve rahat bir iç mekan yaratıyor. MINI Vision Urbanaut deneyim dünyasının en önemli parçasını oluşturan MINI Token, otomobilin ortasındaki masada yer alan üç farklı yuvadan birine yerleştirildiğinde üç MINI modundan biri aktive edilmiş oluyor. MINI Token, kullanıcıların tercih edeceği koku, ortam aydınlatması, müzik gibi farklı senaryoların yapılandırılması için programlanabiliyor.

Dışarıdan bakıldığında Vision Urbanaut’un ön tarafı, geçmiş ve geleceği birleştiren MINI tasarımının da evrimini temsil ediyor. Oluklu bir alüminyum yapının altına yerleştirilen farlar yalnızca açıldığı zaman görünürken, çok renkli dinamik matris tasarımları sayesinde farklı grafikler oluşturabiliyor. Bu sayede otomobil ile dış dünya arasında her moda uyacak yeni bir iletişim biçimi yaratılıyor.

MINI Vision Urbanaut, soğuma gerektiren bir içten yanmalı motora sahip olmadığından, ön ızgara otonom sürüş için akıllı bir panel görevi üstleniyor. Ön farlarda olduğu gibi işlenmiş alüminyum kapaklarının arkasındaki çok renkli dinamik matris stoplar, çeşitli sürüş modlarında farklı görünümler sunabiliyor.

Kaynakların sorumlu kullanımı gözetilerek tasarlanmış olan MINI Vision Urbanaut yalnızca dış ve iç tasarımdaki bileşenlerin sayısını azaltmakla kalmıyor aynı zamanda gösterge paneli / divan gibi ikili işlevlerin etkinleştirilmesiyle de malzeme tasarrufu sağlıyor. İç mekanda rahatlığı ve kaliteyi artırmak için deri ve krom yerine örme kumaş gibi sürdürülebilir malzemelerin tercih edildiği MINI Vision Urbanaut’un direksiyon simidi ve zemin bölümlerinde ise mantar kullanılıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir